Günlük Hayattan Aşina Olduğumuz 7 Eylemin Bilimsel Açıklaması

Hepimiz her gece uyuyor, günde en az birkaç kez esniyoruz. Bunlar dışında buz üstünde kayıyor, kuşların göç edişlerini izliyoruz. Peki bu olayların arkasında yatan bilimsel nedenler neler?

İşte günlük hayattan aşina olduğumuz 7 durum ve bunların bilimsel açıklamaları:

1. Neden uyumaya ihtiyaç duyarız?

 

Araştırmacılar uykuya dalma ve uyku esnasında beynimizde ve vücudumuzda neler gerçekleştiğinden yüzde yüz olarak emin değil; ancak net olarak bildiğimiz şeyse uykunun bizler için çok önemli olduğu. Uzun süre uyumayan insanlar halüsinasyon görmeye, kalpte sorunlar yaşamaya ve bağışıklık sistemi çöküşleri yaşamaya başlıyorlar. Eksikliğinde bu derece büyük sorunlar yaratan uyku, beynimizi ve vücudumuzu yenilemenin en iyi yolu. Ayrıca uykuya ihtiyacı olan tek canlılar da bizler değiliz, neredeyse bütün omurgalı canlıların uyuduğu biliniyor. Görünüşe göre beynimizin öğrenilen bilgileri işleyerek yeni sinirsel bağlantılar oluşturabilmesi için bir dinlenme sürecine ihtiyacı var. Araştırmalar da bunu doğruluyor ve uyuduğumuz zaman vücudumuzdaki tüm fizyolojik sistemlerin güçlendiğini ortaya koyuyor.

2. Neden esneriz?

 

Daha çok yorgun olduğumuzda deneyimlediğimiz esnemeler, genelde uykusuzlukla ilişkilendirilir. Ancak gerçekte, uykusuzlukla esneme arasındaki bağlantı çok da güçlü değil. Sıkıldığımızda ve aç olduğumuzda da esnediğimiz fark edilmiş. Bazı araştırmacılar özellikle dikkatimiz dağıldığında veya zayıfladığında, beynimizin bizi esneterek tekrar konsantre olmamıza çalıştığını düşünüyor. Bunlar dışındaki bir başka teoriye göreyse ise esnemek beynimizin serinlemesini sağlıyor ve çalışması için ideal olan sıcaklığa geri dönmesinde yardımcı oluyor.

3. Buz neden kaygandır?

 

Buzun kaygan olmasının nedeni olarak üstündeki çok küçük bir kısmının eriyerek su halinde yüzeye yayılması gösteriliyor; ancak yerdeki bir su birikintisi, buz üstündeki olası bir su birikintisinin kayganlığının yanından bile geçmiyor. Ayrıca insanları, buzun üstündeki küçük bir kısmı su haline getirerek kayganlaştıracak kadar sürtünme kuvveti oluşturmadığımıza ve suyu sıkıştırıp eritecek ağırlıkta botlara sahip olmadığımızı ortaya koyuyor. Fakat yeni bir araştırmaya göre gerçekten de buz üzerinde su molekülleri bulunuyor. Buna göre buz üzerinde kaymamızın nedeni, bu milyonlarca küçük yuvarlak su molekülünün üstüne basarak dengemizi kaybetmemiz. Bunu minicik misketlerin üzerinde yürümeye benzetebilirsin.

4. kendi aralarında iletişim kuruyor mu?

 

Deneylere göre bitkiler, bir böcek tarafından yendikleri esnada, o böceklerle beslenen avcı hayvanların ilgisini çekecek kokular yayarak durumdan kurtulmayı başarabiliyorlar. Peki kendi aralarında da böyle bir sistemleri bulunuyor mu? Araştırmacılara göre yanıt “evet”. 2013’te yayınlanan bir araştırmada bitkilerin mantar ağlarıyla köklerinden birbirleriyle iletişim kurdukları ortaya çıkarılmış. Deneyde bitkiler iki gruba ayrılmış ve bir grubun kendi aralarında bağlantılar kurmalarına izin verilirken, diğer grubun bağlantı kurması engellenmiş. Kökleri arasında bağlantılar kuran bitkiler böcekler tarafından saldırıya uğradığında, bağlı olan diğer tüm bitkiler de böcekleri uzaklaştıracak kimyasallar salmaya başlamışlar. Diğer grupta ise böyle bir durum gözlemlenmemiş. Bitkilerin ayrıca büyümeyle alakalı iletişim kurdukları da gözlemlenmiş, yaprakları diğer bitkilerin yapraklarıyla temas ettiğinde büyümeyi durdukları görülmüş.

5. göç edecekleri yerleri nasıl anlıyor?

 

Kuş türlerinin %40’ı düzenli olarak göç ediyor. Bazı kuş türleri Arktik ve Antarktika arasında gidip gelerek her yıl 80 bin km’ye yakın yol kat ediyor. Kuşlar uzmanlar tarafından farklı noktalara götürülüp bırakıldığında bile, o rotaya ve bölgeye aşina olmamalarına rağmen yine aynı bölgelere net bir doğrulukla göç etmeyi başarıyorlar. Peki ama nasıl? Araştırmacılara göre kuşlar uzun mesafede yollarını bulabilmek için manyetizmayı kullanıyor ve gezegenimizin manyetik alanına göre ilerliyorlar. Gezegenin manyetik alanını nasıl belirledikleriyse hala merak konusu; gözlerinde bulunan özel bir proteinin bu noktada yardımcı oluyor olması ihtimal dahilinde.

6. insanlar üzerinde neden bu kadar etkili?

 

Sevdiğimiz bir şarkıyı dinlerken yoğun duygular yaşarız, bazen dans etmeden duramazken bazense ağlamaklı olabiliriz. Araştırmacılara göre bunun nedeni sosyal varlıklar olmamız nedeniyle gruplarımız içerisindeki ritmik seslere tepki verecek şekilde evrimleşmemiz. Ritmik seslerin hem gruptaki insanları davranış açısından koordine ettiği, hem de koordine düşünmeye yönelttiği düşünülüyor. Yani gruptaki her bireyin, senkronize hale gelmesini sağlıyor olabilir. Bu nedenle ritmik seslere verdiğimiz tepkiler giderek güçlenmiş, bu da müziğe karşı yoğun hisler hissetmemize neden olmuş gibi duruyor.

7. Gülmek neden bulaşıcıdır?

 

Az önce de dediğimiz gibi araştırmacılara göre güçlü duygular, farklı insanların senkronize olmasında etkili. Gülme eyleminin de sosyal canlılar olmamızın bir sonucu olduğu düşünülüyor. İnsanlarla birlikteyken, yalnız olduğumuz anlara göre 30 kat daha fazla gülmeye meyilliyiz. Gülmenin bulaşıcı olmasının nedenlerinden birinin empati kuran canlılar olmamız olduğu yönünde teoriler de var. Ayrıca gülme esnasında vücudumuzda endorfin salgılıanyor ve hem güvende, hem de mutlu hissetmemiz sağlanıyor. Özetle gülmenin neden bulaşıcı olduğu henüz net olarak açıklanmamış olsa da, iyi hissettirdiğini her birimiz biliyoruz…