Öğrendiğinizde Afallayacağınız 10 Bilimsel Gerçek

Neredeyse her gün yeni bir astronomik keşif yapıyor, ancak geceleri gördüğümüz yıldızların sayısını hesaplayamıyoruz. Tüm teknolojilerimizi seferber edip bu keşifleri yapmak için gözlemleyebildiğimiz alanın toplamı, bütün evrenin yaklaşık %4’ünü oluşturuyor.

 İşte bunun gibi okul sıralarında görmediğiniz bilgileri sizin için derledik.

Bilim, aslında modern ya da tarihin farklı dönemlerinde alet olduğu tartışmalardan uzak bir şekilde gelişmeye devam eder. Bunun en önemli nedeni, bilim insanlarının bilime farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasıdır. Çalışılan alan ne olursa olsun, ister sosyal ister formel bilimlerde önemli olan şey sorgulanabilir olmaktır Ayrıca bilim birikimli olarak ilerler, temel amacı zaten kendisini geliştirmek ve yalanlamaktır. Test yapmak, gözlem yapmak ve öne sürülen düşünceyi desteklemek için herkes tarafından kabul edilebilecek gerçekleri sunmaktır.

Belki bilim ya da farklı alanların birbirleriyle çatışmasını engellemek için Nobel Ödüllü Aziz Sancar’ın şu sözüne kulak assak ve önümüze baksak yeterli olacak:

“Bütün enerjinizi işinize verin. Bilim öğrenmeye çalışın. Günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın.”

1. Ayçiçekleri radyoaktif atıkları temizleyebilirler:

Bazı radyoaktif izotoplar, ayçiçeklerinin ihtiyaç duydukları besin maddelerine benzerler. Ayçiçekleri büyüdükçe bu izotopları toplayabilirler.

2. Kutup ayıları kızılötesi kameralar tarafından algılanamazlar:

Cildinin altında kalın bir örtü tabakası olan ve vücutlarını kaplayan kalın bir kürke sahip kutup ayıları, sıcaklıklarını muazzam derecede iyi şekilde korurlar. Bu sırada dış tabakaları, dış mekan sıcaklığı ile aynı kalır. Bu nedenle kızılötesi kameralar, kutup ayılarını algılayamazlar.

3. Pireler, uzay mekiklerinden daha hızlı fırlarlar:

Zıplayan bir pire 8 santimetrelik yüksekliğe 1 milisaniyede ulaşabilir. Boy ve hız orantısı yapıldığında, uzay mekiklerinden 50 kat daha hızlı fırlayabildikleri gerçeği ile yüzleşiriz.

4. Tıraş bıçağı, mide asidinde çözülebilir:

Mide asidimizin ideal pH değeri 2-3 olur. Bu durumda yüksek derecede aşındırıcı bir asit olduğu için bir tıraş bıçağını bile 24 saat içinde eritebilir.

5. Bebeklerin kemik sayısı yetişkinlerden 64 adet fazladır:

Yenidoğan bebeklerin iskeletlerinde daha esnek olmalarını sağlayan yaklaşık 270 kemik bulunur. Bu kemiklerin bir kısmı yaş ilerledikçe kaynaşırlar. Yetişkin bir bireydeki kemik sayısı ise 206’dır.

6. Hayvanlar, tıpkı insanlar gibi hayal kurabilirler: 

Bazı çalışmalar, farelerin yiyecek bulmak ya da labirente girmek hakkında hayal kurabildiklerini ortaya koymuştur. Çoğu memeli canlıda da tıpkı insanlar gibi, REM uykusu döneminde rüyalar görülebilir.

7. Dünya’da çok değerli olan elmas, diğer gezegenlerde yağmur gibi yağabilir:

Neptün, Uranüs, Jüpiter ve Satürn’ün atmosferleri, karbon atomlarını kristalleştirip elmas haline getirebilecekleri kadar yüksek bir basınca sahiptirler. Elmas da yüksek basınçla kristalleşen bir mineraldir.

8. Atomların %99.9’u boşluktur:

Hepimiz atomların çekirdek ve elektronlarına ilişkin o meşhur çizimi hatırlarız. Aslında durum böyle değildir. Çoğu kaynakta dev bir futbol sahasının ortasına koyulan top atomun çekirdeği, tribünlerdeki seyirciler ise elektronları temsil eder. Bu şekilde bakıldığında aslında maddenin de büyük kısmının gözle göremediğimiz boşluktan oluştuğunu anlarız.

9. Sıcak su soğuk sudan daha hızlı donar:

Mpemba etkisi olarak bilinen bu fenomen şaşırtıcı bir gerçektir. Sıcak su parçacıklarının daha kolay donmalarını sağlayan belirli bir eğilim vardır. Bilimsel olarak ölçülmüştür. Yine de buz dolabınızda bunu denemek için sıcak su bekletmeyin, bozabilirsiniz.

10. Muz, radyoaktif bir meyvedir:

Muzlar, onları az da olsa radyoaktif hale getiren potasyum içerirler. Eğer muz yiyerek radyasyon zehirlenmesi geçirmek istiyorsanız, yaklaşık 10 milyon muzu peş peşe yiyerek bunu başarabilirsiniz.

Bonus: DNA ipliklerinizin toplam uzunluğu, Güneş ve Plüto arasındaki mesafenin 17 katıdır:

İnsan vücudu, her birinde 37 DNA molekülü bulunan yaklaşık 37 trilyon hücre içerir. Yani tüm insan hücrelerindeki DNA ipliklerini çözecek ve uç uca ekleyecek olursak, 54 milyar kilometre uzunluğunda bir iplik elde edebiliriz.